Sayın Valim, Sayın Adnan Saygun, Kıymetli
Konuklar;
Ben bir İzmir'li olarak, Sayın Ahmed Adnan Saygun
hocamızın beldemizde doğmasından, bu şehrin mütevazi bir hemşehrisi olarak kendime pay çıkarıyor
ve kıvanç duyuyorum. Özellikle musiki konusunda böyle bir değer yetiştirmiş olmanın hazzını
da birlikte yaşıyorum; çünkü, inanıyorum ki ülkeler arasındaki, insanlar arasındaki ilişkilerde
musiki son derece büyük bir önem taşımaktadır. Günü geldiğinde Vivaldi'nin, Bach'ın, Beethoven'in
hangi ülkeden olduğunu unutabilirsiniz; ancak, onların musikisini ve değerini hiç bir zaman için unutamazsınız.
Başka bir deyimle musiki sadece bir millete mahsus değildir. Evrensel bütünlüğü sağlayan, insanlar arasındaki
ilişkilerin gelişmesinde ve sevginin pekişmesinde en büyük etkendir, katalizördür. Sayın Valimizin de
veciz bir şekilde belirttikleri gibi Sayın Adnan Saygun hocamız Türk musikisiyle batı arasındaki
çalınış sistematiğini oturtması açısından ikisinin sentezini yapmış, gerek batıdan
bakılan perspektifle, gerekse ülkemizden bakılan perspektifle bütünleştirmiş ve gerçekten büyük bir değişikliğin
en büyük yaratıcısı olmuştur.
Saygıdeğer konuklar;
İkinci Dünya Savaşından Almanya yorgun ve
mağlup çıktığı zaman Almanlar ilk önce yıkılmış fabrikaları ve sanayi tesislerini
değil, kültür ve sanat merkezlerini onarmışlardır. Kendilerine ekonomisi darbe yemiş, mağlup
çıkmış bu ülkenin niçin fabrikalarını değil de kültür merkezlerini önce onardığı
sorulduğu zaman bir ülkenin kalkınması için ilk olarak morale ihtiyacı olduğunu, morali yüksek olan
bir ülkenin daha fazla üretim yapacağını ve sanayileşmede ön sırayı alacağını
belirtmişlerdir. Nitekim sonuçları da ortadadır; bugün Almanya, çok kısa bir geçmiş içindeki yenilgisinden
sonra tekrar dünya ekonomisinde söz sahibi olmuştur.
Ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk de,
kurtuluş savaşı sonrası millet olarak kalkınmamızı sağlayıcı tedbirler almanın
yanısıra, güzel sanatların her dalında da hızla gelişmenin ne denli önemli olduğunu, özellikle
sanata ve sanatçıya gösterdiği bizzat kişisel ilgisiyle her fırsatta belirtmiş; musikide de çağdaş
musikinin ülkemize yerleşmesi konusunda elverişli tedbirler almış ve bunu bizzat kendisi de göstermiştir.
İzmir'imizin diğer bir özelliği de tarih
boyunca medeni ülke dediğimiz, ama aslında başka hiç bir ülkenin medeniyeti olmayan uygarlığın
beşiği olmasıdır, buna önderlik etmiş olmasıdır. Bana göre ülkemizin, İzmir'imizin,
Ege Bölgesinin -Akdeniz'e uzanan bu güzel yörenin- dünya medeniyetinin önderliğini yapmış olması en büyük
vasfıdır. Bölgemizin medeniyeti, bütün Batı'ya bizim örnek teşkil ettiğimizi, önderlik yaptığımızı
kanıtlar; bu da ayrıca beldemizin bir iftihar vesilesi olmalıdır.
Belki de bu medeniyetin, musiki medeniyetinin ve kültürün
beşiği olmasının sonucunda İzmir'imiz bazı değerler yetiştirmiştir. Bunların
en somut örneği de sayın hocamız Adnan Saygun'dur. Bu arada, beldede bu yörede görev alan sorumlu
belediye başkanı olarak elbette bizim de bu vesileyle kültür hareketlerini hızlandırmamız gerektiği
inancındayım. Çünkü, inanıyorum ki, belediye başkanlığı belediye hizmetleri, mülki hizmetler,
vatandaşa günlük hizmetlerin dışında kalkınmanın, insanlara daha iyi hizmet vermesinin temeli
olan kültür ve sosyal hizmetleri de ön plana almak mecburiyetindedirler. Yoksa yol yapmak, hastahane yapmak, mülki amirin
görevi olan emniyeti sağlamak, belediyenin görevi olan ruhsatları vermek, bunlar bizim zaten asli ve de övünülmemesi
gereken normal hizmetlerimizdir. Ancak, biz bütün bunların yanısıra şehrimizin sosyal hayatına katkılarda
bulunabilirsek ve sosyal etkinlikleri artırıcı bir takım katkılarda bulunabilirsek mütevazi davranmayıp,
öğünmemiz en doğal hakkımız olmalıdır.
Bütün bunları yapmak için ben Sayın Ahmed
Adnan Saygun'un evinin bulunduğu yeri, bugün sadece bir başlangıç olarak "Adnan Saygun
Müzesi" ya da "Müzik Kütüphanesi" şeklinde düzenleyeceğim. Aslında
bu bir simge başlangıç olacaktır; benim gönlümde yatan, geniş kapsamlı hizmetin Hatay'daki 20.000
m2'lik alanda kurulacak Kültür Merkezi'nde verilmesi, "Saygun Müzesi"ni ise mütevazi bir simge,
bir odak noktası olarak ileride bırakıp, esas kültür faaliyetlerimizin yer alacağı, vatandaşlarımızın
daha geniş bir kitle olarak bulundukları Hatay'daki Kültür Merkezi'ni vurgulamak istiyorum. Ayrıca 4.000 kişilik
amfiteatr'da (açık hava tiyatrosu) ilk olarak sayın Ahmed Adnan Saygun'un bize yazmaya
söz verdiği yeni bir eserini ilk kez İzmir halkına duyurma azmindeyiz.
Bu arada, şehrimizdeki kültür faaliyetlerimizi Güzelyalı'da
düzenlediğimiz çok mütevazi, 200 kişilik oturma yeri olan, fakat çok şirin "Belediye Kültür Merkezi"nde
sürdürmekteyiz. Ancak orası bir çalışma sahnesi olduğu için siz değerli İzmir'li hemşehrilerimize
orada gösteri yapamamaktayız.
Ben, 1987 yılında sayın hocamız Saygun'un
bu haftasını çok şanslı bir hafta görüyorum. Bu vesileyle şehrimizdeki kültür faaliyetlerine dinamizm
getirmek fırsatını bulduk. Sosyal ve kültürel alanda tasarladığımız konuları kamuoyuna
intikal ettirmek vesilesini buldum. Sayın hocamızın eserlerini değil, kendisini çok geç tanıdım.
Ama tanımış olmak, O'nu yakından görüp konuşmak bile benim için büyük mutluluk kaynağı
teşkil etti.
Sayın hemşehrilerimin yardımları ile
de tiyatrosu, kültür merkezi olmayan bir şehir, Ahmed Adnan Saygun'u yetiştirmiş;
biz tiyatrolar, kültür merkezleri yaparsak zannediyorum bu baz üzerinde daha nice büyük kişiler yetiştirme fırsatını
buluruz.
Sayın Valim, kendilerine hoş geldiniz dediler
ama, ben de belediye başkanı olarak bu seminer vesilesiyle, sayın hocamıza ve saygıdeğer eşlerine
hoş geldiniz diyorum ve sizlerle iftihar ediyoruz, şeref duyuyoruz, diyorum.
Teşekkür ederim.